Kızımla Ekmek Yapıyoruz
Büyük kızım Narkız’la hiç unutamayacağımız bir anımız daha oldu. Bir sonraki gün onunla okulundaki gösterilerini izledikten sonra ekmek yarışmasına katılacağız. Ekmeğin yapımında çocuklarında etkin rol aldığını göstermek için film ya da fotoğraf çekmemiz gerekiyordu. Ben filmi çektim, Narkız da ekmeği yaptı. Bu ekmeğin nasıl yapıldığını bir televizyon sunucusu gibi ayrıntılarıyla anlattı.
İşte bizim yeşil zeytinli salçalı ekmeğimiz.
Küçük Prens Sizi Kendi Dünyasına Çağırıyor

Sevgili Küçük Prens,
Senin sesin olmak ve seni henüz okumayı bilmeyen çocuklara tanıştırmak benim en güzel hayallerimden biriydi, başardım, ulaştım bu hayale. Her satırını samimiyetle okuduğum senin hikayen bana, okurken neden mutluluk verdi biliyor musun? Çünkü senin daha çok kişiye öncellikle de çocuklara ulaşabilme imkanın harika bir duyguydu. Senin sesin olabilmekse eşsizdi.
Kitaplara ses vermek, aşık olduğum her kitabın sesi olmak bir müzik aleti çalmaya benziyor. Çaldığım eserin yaratıcısı ben değilim ama ben var ediyorum eseri. Ben olmasaydım sayfalardaki satırlar benim duygularımla seslenmezlerdi. Umarım aklımdaki kitapların en azından yarısını seslendirmeyi başarabilirim, ölmeden önce, gözlerim yazıları okuyamamaya başlamadan, sesim isteğime uymayı bırakmadan önce.
Kitapların aşkına.
Sevgili anne ve babalar,
Sesli kitapların nasıl kullanılabileceğine dair teknik bilgiyi bu yazıdan önceki iki yazıda yazdım. Onları okuduktan sonra Küçük Prens kitabına ait bu dosyaları da indirin ve çocuğunuza dinletin. Dosyaları tanıdıklarınızla paylaşırsanız daha da mutlu olurum ne kadar çok kişiye ulaşırsak kitap aşkı o kadar artar.
Küçük Prens’in sesli kitap dosyalarına ulaşmak için kullanacağınız bağlantı:
http://www.4shared.com/dir/35001841/f905fb9a/Kk_Prens.html
Kitap Aşkıyla Kalın,
Arzu Aydoğan
Kitaplar Sesleniyor
Sesli kitapları kullanmak için basit bir rehber hazırladım. Umarım siz de sesli kitapları benim kadar çok seversiniz.

Kitaplar seslenebilselerdi hayat daha güzel olurdu. Teknoloji gelişirken daha çok kitaba daha hızlı ulaşım sağladığı için Edison’dan bu yana, bizi internet çağına kavuşturan tüm bilim adamlarına teşekkürü bir borç bilirim. Burada bahsetmeden edemeyeceğim Google mucitlerine ise aradığım her şeyi tek bir sözcükle bulabilmemi sağladığından ayrıca minnet duygularımı belirtirim. Teknoloji sayesinde artık kitaplar da sesleniyor.
İlk iPod’umu aldığımda benim için vazgeçilmez olduğunu düşünmemiştim ama ilk sesli kitabımı aldığımda iPod birden benim bir parçam olmuştu. Artık hayatımın her anında kitaplar vardı. Okula giderken Kefaret (Attonement) isimli kitabı dinlemiştim çünkü o sıralar Atılım Üniversitesinden ders alıyordum ve yol oldukça uzundu, kitap da 7 saat kadardı. Sabahları Seğmenler Parkı’na yürüyüşe gittiğimde Mutluluk (Happiness) kitabını dinliyordum. Tatilde deniz kenarında yürüyüş yaparken Ray Bradbury’nin eseri Fahreneit 451′i yazarın kendi sesinden dinlediğimde dünyanın, kitaplar olduğu için güzel bir yer olduğundan artık emindim. İşte bu yüzden ben de kitapları seslendirmeye karar verdim.
Read more…
Çok Güzel Bir Gün
7.Mart, Pazar günü hepimiz için çok güzel bir gün oldu.
Tüm hafta sabah 6:30′da kalktığım için pazar günleri 9:30′a kadar yatmayı çok severim, daha fazla yatmam çünkü o zaman da günün çoğu benim için bitmiş gibi hissederim. O gün uyanır uyanmaz farkettim ki dışarıda harika bir hava vardı, güneşliydi ve baharla kış arasında kalmış günlerden biri gibi bazen ılık bazen de serindi. Haftalardır kapalı olan havaların ardından güneş, bahçeye çıkmamız için çağırıyordu.
Kızlarla hazırlandık ve hep birlikte kendimizi güzel havanın kucağına attık.
Bir Gezi Rehberinde Olması Gereken Özellikler
Rehbersiz geziyorsanız:
Şimdi nereye gidiyoruz?
Bir geziye çıkarken rehberiniz hakkında bilgi almayı sakın ihmal etmeyin, eğitimini, gezintiye çıktığınız ülkeyle ilgili daha once tecrübesi olup olmadığını öğrenin. Geziniz hakkında anlaşma yaparken sizin istediğiniz rehber özelliklerini taşıyıp taşımadığını öğrenmeden o gezi anlaşmasına imza atmayın. Bir sürü para ödeyip hiç bir yeri doğru düzgün gezemeden dönmek de var unutmayın.
Veni, Vidi, Vici
Veni, vidi, vici ünlü Latince deyiş. Veni, vidi, vici Latince venire, videre, vincere fiilerinin birinci tekil şahıs geçmiş zaman halidir. Türkçe karşılığı; “Geldim, gördüm, yendim”dir.*
Bu günlükte yaşadıklarımı, öğrendiklerimi ve düşüncelerimi anlatacağıma göre yaptığım geziler önemli bir yer tutmalı diye düşünüyorum çünkü çok okuyan biri olmama rağmen bence çok okuyan değil çok gezen bilir. Ben, Sezar’ın dediği gibi gezip gördüğüm yerleri yenmedim ama fethettim. Gördüklerimin anlattığı her şeyi öğrenmeye çalıştım. Savaşlar kazanıp ülkelere, şehirlere sahip olmaya çalışabiliriz ama bu sadece bir yanılsamadır, sonlu ömrümüzde sahip olabileceğimiz yanlızca aklımızda ve hafızamızda olanlardır.
Yeri gelmişken “Veni,Vidi,Vici” sözlerini söyleyen Sezar’ın hangi koşullarda ve neyi anlatmak için bu kelimeleri kullandığını bilmekte de yarar var. Üstelik yaklaşık 2000 yıl önce ilk kez kullanılmış olan bu sözler hala benzer bir aferi ifade etmek için kullanılıyor.
Narkız’ın 8. ve İkizlerin 4. Doğum Günlerinde
Narkız için doğum günü çok önemliydi, 4 yaşından itibaren doğum gününü ayrıntılarıyla düşünür, hediye olarak istediği oyuncakları, pastasının şeklini ve elbisesinin rengini uzun uzun anlatır, hayalindeki bu doğum gününe verdiği önemi başka hiçbir şeye vermezdi. Annem de ben küçükken benim doğum günü tasarılarımı dinler ve elinden geleni yapardı, oydu bana öğreten doğum gününün özel olması gerektiğini. Hala bizim doğum günlerimizi özel kılmaya çalışır, bizim ne kadar özel olduğumuzu hissettirmek için. Oysa biz, sadece onun için her insandan ayrı değerliyizdir fakat bizlerin kendi benliğimize duyduğumuz değerin mayası annemizin bize hissettirdiklerinden gelir. Böyle büyüdüğüm için Narkız’ımın doğum günü tasarılarına ben de ayak uydururum.
Bu yıla kadar ikizlerin doğum günlerini evde kesilen mütevazi bir pastayla kutlar, kızlarımızı öper, nice yıllar dilerdik. Daha küçüklerdi ve ben ne kadar özensem, onlar için hayatın her gününden farksızdı doğum günleri de. Ama bu yıl, onlar da doğum günlerini aylarca önceden anmaya, o gün hakkında konuşmaya başlamışlardı.Büyümüşlerdi, doğum günü çocuğu olmaya hazırdılar.


